|
12 Mart İstiklâl Marşı'nın Kabulü ve Mehmet Âkif Ersoy'u Anma Günü bugün tüm yurtta ve Dörtyol'da kutlanıyor.
Yurdumuzun düşman işgaline uğradığı yıllarda, vatan sevgisi ve inancını ayakta tutmak için kaleme alınan İstiklal Marşımızın kabulünün 90. yıl dönümünde onu gururla bağrımıza basıyor ve büyük şair Mehmet Akif Ersoy'u hayırla yadediyoruz. Her yıl olduğu gibi bu yıl da İstiklal Marşımızın kabulü Dörtyol'umuzda ve ülkemiz genelinde coşkulu programlarla kutlanacaktır. Bu amaçla okulumuz Gazi İlköğretim'in düzenlemiş olduğu program 14 Mart Pazartesi günü gerçekleştirilecek, İstiklâl Marşımız ve Mehmet Akif Ersoy çeşitli yönleriyle dile getirilerek anılacaktır. Programda ayrıca öğrencilerimiz İstiklal Marşı Oratoryosu'nu seslendireceklerdir.
Ünlü, milli ve maneviyat şairimiz merhum Mehmet Akif Ersoy tarafından kaleme alınan ve 12 Mart 1921 tarihinde Türkiye Büyük Millet Meclisi’nce de resmen İstiklal Marşı olarak kabul edilen on kıtalık şiir; Müslüman Türk Milletinin önemli hasletlerini ve özelliklerini en güçlü ifadelerle dile getirir.
Kurtuluş Savaşı’nın muhtelif cephelerde devam ettiği o sıkıntılı günlerde aziz milletimizin asaletini ve heyecanını ifade eden İstiklal Marşımız; Milli Eğitim Bakanlığı tarafından yapılan bir duyuru üzerine 724 şiir arasından ilk elemede 7 şiir seçilmiş, TBMM’ye sunulan bu yedi şiirin içinden de Mehmet Akif’in yazmış olduğu şiir birinci olarak seçilmiştir.
Türkiye Büyük Millet Meclisi tarafından ikinci defa okunması istenen bu on kıtalık şiir; bütün milletvekilleri tarafından ayakta dinlenmiş, böylece de Milli Marşımız olarak alkışlar ve sevgi gösterileri arasında kabul edilmiştir.
Tamamı on kıta olan İstiklal Marşı’nın güftesinin yalnız ilk iki kıtası Milli Marşımız olarak kullanılmaktadır. İstiklal Marşı’nın bugünkü haliyle bestesi Zeki Üngör tarafından yapılmıştır. Çok derin manalar ifade eden İstiklal Marşımızın güftesi her yaştaki insanımız tarafından ezberlenmeli, bu mümkün olmazsa da manasını idrak ede ede muhtelif vesilelerle okunmalıdır. Zira bu, bizim İstiklalimizi, milli varlığımızı ve bütünlüğümüzü ifade eden yegane milli marşımızdır.
Yazdığı ve meclis tarafından kabul edilen bu şiirinden dolayı, ödül olarak ortaya konan 500 lirayı kabul etmeyen koca Akif: “Ben parayla şiir yazmam!” demiş ve bu şiirini “Kahraman Türk Ordusuna Armağan” etmiştir. Vatanını, milletini ve ordusunu delice seven büyük iman şairi merhum ve mağfur Mehmet Akif Ersoy’un son zamanlarında bazı hıyanet şebekeleri tarafından ortaya atılan “Yeni bir İstiklal Marşı yazılma fikrine ne dersiniz?” şeklindeki soruya koca şair hasta vücudunu yatağından hafifçe doğrultarak şu tarihi cevabı vermiştir.
 “Allah bu millete ikinci bir İstiklal Marşı yazdırmasın!” İstiklal Marşı’nın Kabulü 12 Mart 1921
İstiklal Marşımız, yurdumuzun düşman işgaline uğradığı felaket günlerinde hazırlandı. Saldırgan düşmana karşı Anadolu’da tutuşan heyecanı koruyacak; vatan sevgisini ve inancı canlı tutacak bir marşın hazırlanması düşüncesi, Genel Kurmay Başkanı İsmet (İnönü) Paşa dan geldi. İsmet İnönü böyle bir marşın Fransız ordusunda mevcut olduğunu ve bizim ordumuz için de faydalı olacağını Milli Eğitim Bakanlığına iletti. Milli Eğitim Bakanlığı da bu düşünceyi benimseyip bir yarışma düzenledi. Beğenilen güfte için 500 lira ödül verilecekti. Yarışma için 734 şiir gönderildi. Bir kurulca bunlar titizlikle incelenip 6 tanesi ayrıldı. Ama hiçbiri beğenilmedi; marş olacak değerde bulunmadı. O zaman Burdur Milletvekili olan Mehmet Akif’in para ödülünden rahatsızlık duyduğu için yarışmaya katılmadığı öğrenildi. Dönemin Milli Eğitim Bakanı Hamdullah Suphi şairin Meclis’teki sıra arkadaşı Balıkesir Milletvekili Hasan Basri Bey’in yardımını istedi.
Hasan Basri Bey bundan sonrasını şöyle anlatıyor:
‘‘Akif Bey’in yanımda olduğu bir zaman,elime bir kağıt parçası alarak,onun dikkatini çekecek bir tarzda yazmaya başladım.
- Ne yazıyorsun?
- Marş…İstiklal Marşı yazıyorum.
- Yahu sen ne adamsın? Seçilecek şiire para ödülü verileceğini bilmiyor musun? içinde para olan bir işe nasıl katılıyorsun?
- Yarışma kaldırıldı? Seçilecek şiire ne para verilecek, ne de her hangi bir ödül. Milli Eğitim Bakanı bana güvence verdi.
- Ya, o halde yazalım.
İşte böylece yazılmaya başlanan ve 48 saatte bitirilen İstiklal Marşı, imzasız olarak Milli Eğitim Bakanlığının seçici kuruluna sunuldu. Milli Eğitim Bakanı Hamdullah Suphi, daha önce seçilen 6 şiirle birlikte yeni şiiri Ordu Komutanlarına gönderdi. Onlardan, şiirlerin askerlere okunmasını, beğenilenleri sıralamalarını istedi. Komutanlar, kısa sürede sonucu bildirdiler: Hepsi de Mehmet Akif’in şiirini birinci sıraya almıştı. Bundan sonraki iş, İstiklal Marşı’nın T.B.M.M’ne getirip kabul ettirmekti. Marş, ilkin Meclis’in 1 Mart 1921 günü yaptığı ikinci oturumunda ele alındı. Başkan Mustafa Kemal’in söz vermesi üzerine Hamdullah Suphi kürsüye gelerek, sık sık alkışlarla kesilen şiiri okudu ve son seçimin Meclis’e ait olduğunu söyledi. O gün oylama yapılmadı. Şiirle ilgili konuşmalar ve oylama, Meclis’in 12 Mart 1921 günü öğleden sonraki oturumunda yapıldı. Bazı milletvekilleri, bir komisyon kurularak şiirin yeniden incelenmesini, bazıları da hemen görülüp karara bağlanmasını istediler. Uzunca tartışmalardan sonra, şiirin kabulü için verilen 6 önerge benimsendi ve İstiklal Marşı çoğunlukla kabul edildi.
Şiirin bestelenmesi için açılan ikinci yarışmaya 24 besteci katıldı. 1924 yılında Ankara’da toplanan seçici kurul, Ali Rıfat Çağatay’ın bestesini kabul etti. Bu beste 1930 yılına kadar çalındıysa da 1930 da değiştirilerek Cumhurbaşkanlığı orkestrası şefi Osman Zeki Üngör’ün 1922 de hazırladığı bugünkü beste yürürlüğe kondu. Marşın armonilenmesini Edgar Manas, bando düzenlemesini İhsan Servet Künçer yaptı. 
siTene eKle | Görüntüleme sayısı: 519 | Yazdır | e-Posta
|
- Lütfen yorumunuzun yazının konusu ile alakalı olmasına dikkat edin.
- Kişisel hakaret içeren yorumlar silinecektir.
- Reklam amaçlı yorumlar silinecektir.
- 'Gönder' düğmesine basmadan önce yeni bir güvenlik kodu üretmek için tarayıcınızın *Yenile* düğmesine basın.
- Yukarıdaki durum yanlış güvenlik kodu girildiği durumlarda geçerlidir.
|
Gazi ilköğretim Okulu GaziBiriNci
Eğitim Bir Sevda İşidir. Eğitimin Gülen Yüzü. Aman vermeyen şirinlikte bir muhabbettir eğiti[şi]m. |