Teneffüs [okul maGAZİn]
Okul maGAZin
Sır saklamak
| Sır saklamak |
| Yazan ŞebnemNur AkKoyuN | ||||||||
| 04.05.2011 17:21 | ||||||||
Hayatta sır saklamanın, insanlar için ne kadar önemli bir meziyet olduğunu bilmem hiçdüşündünüz mü? Aranızda sır saklamasını beceremeyenler bulunabilir, ama onlar bile sır saklamanın lüzumunu çok iyi takdir ederler. Ne yapsınlar ki, sırrı saklamak ellerinden gelmez. Kendilerine emanet edilmiş olan sır, suyun içinehapsedilmiş hava kabarcığı gibi bütün gayretiyle dışarı fırlamak, serbest havaya kavuşmak ister. Böyleleri, kendilerine bir sır emanet edilince adeta rahatsız olurlar. Ne yapsam da bundan kurtulsam, der gibi adam arar; ilk rastgeldiklerine sırrı söyleyerek rahat ederler.
Sır saklamak ne kadar güç olursa olsun, sır söylemenin de kendine has bir zevkivardır. Başkalarına bilmedikleri bir şeyi haber vermenin tatlı keyfini burada bir çırpıda inkar etmek de, takdir edersiniz ki, kolay işlerden değildir. Mesela, sizde bir sır var. Bunu öğrenmeyi çok isteyeceğini bildiğiniz bir dostunuza haberi yetiştirmek için, apar topar sokağa fırlıyorsunuz. Onu ilkbulduğunuz yerde bir kenara çekip ağzınızı kulağına yaklaştırarak sırrı fısıldıyorsunuz. Dostunuzun gözleri, yeni öğrendiği haberden fal taşı gibi açılmıştır. Bunu nasıl öğrendiğinizi, size tekrar ,tekrar soruyor. Doğru olup olmadığını ısrarla öğrenmeye çalışıyor. Siz, bin bir yemin ediyorsunuz ve kimsenin bilmediği bir gerçeği biliyor olmanın gururu ile mest oluyorsunuz. Kısaca, zaafların en tehlikelisi ile karşı karşıyasınız. Çünkü o sır, size, hiç kimseye anlatmamanız şartıyla emanet edilmişti. Bunu başkalarının duymasından büyük zararlar doğabilir. Böyle bir gevezelik, türlü hallerde kötü sonuçlardoğurabilir. Siz de belki başka hiç kimseye söylememeyi vaat ederek o sırrıelde etmiştiniz. Ne çare ki, pişman olma fayda vermez. Shakespeare ( şekspir)‘in dediği gibi: ”Ağızdan bir defa çıkmış olan sözü tekrar sır haline getirmek mümkün değildir.” O, ağızdan ağza yayılır gider. Sebep olacağı facialar önlenemez. Bir de çocukların sır saklayamadıklarına inanılır. Hatta dilimizde “Çocuktan al haberi !” diye bir atasözü vardır. Onlar, elbette saflıklarından, neyin saklanıp saklanmayacağını bilmezler. Bu sebeple duyduklarını başkalarına anlatmakta sakınca görmezler. Ama bunun da her zaman doğru olmadığını ispat eden pek güzel bir hikaye vardır. Milattan sonra ikinci asırda yaşamış, dünyanın bugünkü manada ilk fıkra yazarlarından Aulus Gellius ( Olus Cilıs)'ın anlattığına göre:
Fakat muhakkak ki, bu sır saklama bahsinden en doğru hareket, başkasının sırrını öğrenmeye kakmamaktır. Bir sırrı rast gele öğrendiği zaman insan onu, her ne pahasına olursa olsun saklamasını bilmeli. Gündelik hayatta karşılaştığımız insanlar hakkında not verirken, karşımızdakilerin “Ağzında bakla ıslanmaz!” cinsinden olmamalarına dikkat ettiğimize göre, sır saklamak, daha küçük yaşlardan itibaren öğrenilmesi ve öğretilmesi gereken bir meziyettir.
siTene eKle | Görüntüleme sayısı: 287 | Yazdır | e-Posta
Gazi ilköğretim Okulu GaziBiriNci
|
||||||||
| < Önceki | Sonraki > |
|---|
![]() |
| Bu grubu ziyaret et ve kayıt ol Öğrenciler, Öğretmenler ve mezunlarımız! Okulumuzun facebook e-grubu açılmıştır. Yukarıdaki linkten üye olabilirsiniz... |